Ceyda Hüseyinoğlu - Katre-i Matem Serisi - 2

Eseri paylaş:
30,000 ₺ + KDV
Ölçü Seçimi:

Sanatçı: Ceyda Hüseyinoğlu

Boyut:

100x150 cm

Eser Detayları:

Teknik: Tuval Üzeri Yağlıboya

Eser Hakkında: Siyah laleye olan sempatim matem kavramıyla ilişkilenince ve konu bir kadın cinayeti romanı olunca Katre-i Matem i seçmemem olanaksızdı. İlk duyduğumda zihnimde katman katman matem ya da acı içinde acı gibi duygular canlanırken, Katre-i Matem’in anlamının matem damlası olduğunu öğrendiğimde bunun acıyı anlatmak için çok daha zarif bir anlatım biçimi olduğunu düşündüm.
Beyaz yüzeyin ışıklılık olarak betimlendiği alanda, Katre-i matem renginde büyük fırça izleri, sanki kalbimizi saran matem gibi… Işığımızın önüne sanki siyah lalenin renklerinden tüller, siyah ipler varmış gibi katman katman, transparan ve nereden gelip nereye gittiği belli olmayan hareketli alanlar, soyut bir biçimde matem kavramını, kat kat acı ve derinlik duygusunu ifade etmek için kullanılmıştır.
Yüzeyde aşağıdan yukarı, ışığa doğru gideceği yolu ararmışçasına gerçekçi bir lale figürü göğe doğru yükselmeye çalışmaktadır. Bir Nakşıgül betimlemesi olan bu siyah lale güzelliğiyle bu dramatik konuyu estetize etmektedir. Bu ironik tutum soyut ve gerçeğin iç içe geçtiği teknik anlatımda da görülmektedir.
Resim sanatını tarihsel olarak ele aldığımız da, yüzeydeki iki farklı formun kadın ve erkeği sembolize ettiğini düşünebilir ve bu yönde bir okuma yapabiliriz. Bu anlatım yardımıyla; kadın erkek ilişkileri, aşk, vahşet, kayıp ve matem kavramları irdelenmiş, tarihten beri süre gelen ve sürekli bir çıkar yol arayan kadın ve erkek betimlenmiştir.

Ceyda Hüseyinoğlu

1980 yılında İstanbul'da doğan sanatçı, 2013 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümünden mezun olmuş, öğrencilik yıllarından itibaren ikisi uluslararası olmak üzere birçok karma sergiye katılmıştır. 2015 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından renk uzmanlığı görevine getirilerek, sosyal sorumluluk projesi kapsamında, ilk öğretim okullarında öğretmenlere ve öğrencilere gönüllü olarak temel sanat ve tasarım dersleri vermiştir. Bauhaus ekolünden gelen sanatçı, soyut yüzeylerindeki renkli plak dokularıyla, bir Zaman / Mekan / Bellek metaforu yaratır ve böylece zaman kavramını uzayda sonsuz ve devinim içinde bir mekanmışcasına tasarlar. Böylece toplumda kadın statüsünü eleştirirken, tarihten günümüze uzanan bu kimliksel ölüm kalım savaşını ve her türlü eşitsizliği antropolojik açıdan ele alarak seyirciye aktarmayı amaçlar. Maleviç'in düşünce biçiminden yola çıkarak sanatı önce nesnenin ağırlığından kurtaran sanatçı sonra ironik bir şekilde gerçekçi bir figürün veya bir nesnenin ağırlığını, soyut yüzeyin merkezine yerleştirir, böylece savunduğu düşünceyi okunur kılarak sanatın işlevsel olması gerektiğine de vurgu yapar. Çünkü ona göre, Picasso'nun da söylediği gibi '' Resim bir savaş aracıdır.''

Bu soyut yüzeylerdeki gerçekçi figürlerle sürrealizme dokunan sanatçı, geometrik öğeler de kullandığından resimlerini hibrit olarak değerlendirmektedir.