Ceyda Hüseyinoğlu - Katre-i Matem Serisi - 1

Eseri paylaş:
30,000 ₺ + KDV
Ölçü Seçimi:

Sanatçı: Ceyda Hüseyinoğlu

Boyut:

120x120 cm

Eser Detayları:

Teknik: Tuval Üzeri Yağlıboya

Eser Hakkında: İskender Pala’nın bir kadın cinayeti romanı olan, Katre-i Matem kitabının ismini ilk duyduğumda zihnimde katman katman matem ya da acı içinde acı gibi duygular canlanırken, Katre-i Matem’in anlamının matem damlası olduğunu öğrendiğimde bunun acıyı anlatmak için çok daha zarif bir anlatım biçimi olduğunu düşündüm.
Prusya mavisinin ve kobalt violenin yoğun kullanımıyla siyahı andıran ve dıştan içe siyah lalenin orijinal renkleriyle degrade olan yüzeyde, kat kat acı ve derinlik duygusu, hem yapraktan köke dik açıyla lalenin renklerinin içinden geçercesine betimlenmiş, hem de suya düşen damlanın etrafında oluşturduğu hareler, manipüle edilerek yüzeye uygun ve iç içe kareler şeklinde tasarlanarak matem damlasına atıfta bulunulmuştur.
Yani hem renk ile hem biçimsel olarak hem de düz ve dokulu alanların yarattığı espas ve dokusal farklılıklarla iç içe veya içten içe şeklinde ifade edilmeye çalışılmıştır.
Merkezdeki hassas kırılgan mekanda ise; adeta içeride hapsolmuş 3 matem damlası, 3 güzeller gibi dikilmektedir bu hüzünlü ve güzelliğiyle ironikleşen anlatımın ortasında…

Ceyda Hüseyinoğlu

1980 yılında İstanbul'da doğan sanatçı, 2013 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümünden mezun olmuş, öğrencilik yıllarından itibaren ikisi uluslararası olmak üzere birçok karma sergiye katılmıştır. 2015 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından renk uzmanlığı görevine getirilerek, sosyal sorumluluk projesi kapsamında, ilk öğretim okullarında öğretmenlere ve öğrencilere gönüllü olarak temel sanat ve tasarım dersleri vermiştir. Bauhaus ekolünden gelen sanatçı, soyut yüzeylerindeki renkli plak dokularıyla, bir Zaman / Mekan / Bellek metaforu yaratır ve böylece zaman kavramını uzayda sonsuz ve devinim içinde bir mekanmışcasına tasarlar. Böylece toplumda kadın statüsünü eleştirirken, tarihten günümüze uzanan bu kimliksel ölüm kalım savaşını ve her türlü eşitsizliği antropolojik açıdan ele alarak seyirciye aktarmayı amaçlar. Maleviç'in düşünce biçiminden yola çıkarak sanatı önce nesnenin ağırlığından kurtaran sanatçı sonra ironik bir şekilde gerçekçi bir figürün veya bir nesnenin ağırlığını, soyut yüzeyin merkezine yerleştirir, böylece savunduğu düşünceyi okunur kılarak sanatın işlevsel olması gerektiğine de vurgu yapar. Çünkü ona göre, Picasso'nun da söylediği gibi '' Resim bir savaş aracıdır.''

Bu soyut yüzeylerdeki gerçekçi figürlerle sürrealizme dokunan sanatçı, geometrik öğeler de kullandığından resimlerini hibrit olarak değerlendirmektedir.