Yeni Nesil Performans Sanatı

Performans sanatının önde gelen isimlerinden Marina Abramović, dosya paylaşım platformu WeTransfer ile ortaklaşa yürütülen bir projede yer alıyor. Hem kendi "midfulness” metodunu anlattığı hem de küratörlüğünü yaptığı projede, farklı ülkelerden beş sanatçıyı bir araya getiriyor.

 Yeni Nesil Performans Sanatı

"Kendimizle yeniden bağlantı kurmanın hiç bu kadar önemli olmadığı bir yılda, hem zamanda hem de uzayda var olmanın keşfi" olarak tanımladığı metodunu paylaşmaya can attığını dile getiren Abramović’in, bir yıl sürecek çalışmayla 70 milyon insana ulaşması bekleniyor. Bu projeyle performans sanatı, teknoloji sayesinde ve pandemi gerçeğiyle kendine yeni bir alan oluşturuyor.

Abramović’in seçtiği sanatçılar:

Ana Prvački (Sırbistan)
Maurício Ianês (Brezilya)
Yiannis Pappas (Yunanistan)
Terence Koh (Kanada)
Regina José Galindo (Guatemala)

Performans Sanatı Nedir?

Birinci Dünya Savaşı’nın Batı dünyası üzerindeki etkilerinden biri, uzun yıllar büyük bir tatminle savundukları kültürlerinin ve "medeniyet”in kalbi olduklarına dair inançlarının sarsılmasıdır. Çünkü bu üstün halk, Dünya’nın dört bir yanında eşi görülmemiş kıyımların sebebi haline gelir. Bu umutsuz ortamda sanatçılar, genel kabulleri eleştirmeye başlar ve böylece Dadaizm akımı oluşur. Dadacılarla başlayan başkaldırı, 20. Yüzyılın kimliği haline gelir.

Bu çağın sanatında, altın varaklı sınırlar yavaş yavaş kaybolur. Sanat özgürleşir. Biçimden ziyade fikir kaygısı vardır.

1960’lardan sonra ön plana çıkan performans sanatı, dadacıların asiliğinden, fütüristlerin gösteriye dönüşen tartışmalarından ve sürrealistlerin gerçeği zorlayan algılarından evrilerek sağlam bir yer edinir.

Harekete dayanan, anlık ya da planlı olabilen, sanatçıyla beraber katılımcıya da kapsayabilen bir sanattır.

Geleneksel sanata dair alıştığımız ne varsa yıkar geçer. Elle tutulamaz, sonsuzluğu hedeflemez. Kayıt altına alınmadığı sürece bir daha görmek ve deneyimlemek mümkün olmaz. Biçim derdi yoktur. Malzemeyi, konuyu, hatta sanatçıyı, sanatın kendisini sorgulayan çağdaş sanatın bir üyesidir. Fakat performans sanatını farklı kılan, bedenin bir malzemeye dönüşmesidir.

 Yves Klein – Anthropometrie, 1960

(Yves Klein – Anthropometrie, 1960)

Beden, bir araç olarak kullanılabileceği gibi doğrudan eserin kendisi de olabilir. Örneğin Yves Klein "Anthropometrie” adını verdiği seride beden adeta fırçanın yerini alır. Boya, vücut aracılığıyla kanvasların üzerine aktarılır. Yoko Ono’nun "Kesme Biçme İşi” adlı performansında ise sanatçı sabit bir şekilde oturur ve izleyicilerden üzerindekileri makasla kesmelerini ister. Ono’nun hareketsizliği, izleyicilerin hareketinin tetikleyicisi olur, onların edilgen kimliğini kırar.

 Yoko Ono – Kesme Biçme İşi, 1965

(Yoko Ono – Kesme Biçme İşi, 1965)

Her bir sanatçının kendine has yorumuyla gerçekleşen performans sanatı bir akım değildir. O zorlayan, irdeleyen, şaşırtan, izleten ve harekete geçiren bir dildir.

Maria Abramović Kimdir?

1946’da Belgrad’da doğan Abramović, performans sanatı denince akla ilk gelenlerdendir. Ses getirmiş birçok performans gerçekleştiren sanatçının en bilinen işlerinden biri "Ritim 0”dır. 1974 yılında yaptığı gösteride kendi vücudunun ve izleyicilerin sınırlarını görmek istediğini dile getirir. Üzerinde 72 tane nesnenin olduğu bir masanın arkada tarafında durur ve izleyicilerin bu nesneleri istedikleri gibi kullanabileceğini söyler. Altı saat süren performans boyunca katılımcılar başta sanatçıya gül verirken, zamanla yırtıcı davranmaya başlar ve Abramović’e zarar veren hareketlerde bulunurlar.

 Ritim 0, 1974

(Ritim 0, 1974)

"Bir nevi cehennemdi!” dediği performansı, insanın hareketsiz duran birine karşı ne kadar ileri gidebileceğini, ne kadar acımasız olabileceğini gösterir. Bu cüretin gücü, tamamen karşısındakinin etkisizliğinden gelir. Kaldı ki Abramović hareket edince hepsi kaçmaya başlar.

 Marina Abramović: The Artist Is Present, 2010

(Marina Abramović: The Artist Is Present, 2010)

İzleyici ile etkileşime girdiği başka bir gösterisi 2010 yılında MoMa’da gerçekleşir. "Marina Abramović: The Artist Is Present” adlı performansta üç ay boyunca her gün, 8 saat bir masanın başında, konuşmadan kendisiyle iletişime geçmek isteyenlerle karşılıklı oturur. Sadece bakışırlar. Hiç tanımadığı insanlarla susarak etkileşime geçer. Birbirlerinin varlıklarını deneyimlerler. Sanat; sanatçının, katılımcının ve izleyenlerin zihninde aynı anda ama farklı özlerle gerçekleşir.

Sanatın sınırlarını zorlayan performans sanatının etkisi, Abramović ile katlanır.

Yazan: Zeynep Dikmen