Lorenzo Quinn Kimdir

Günümüz sanatçılarından heykeltıraşlar arasında adı en çok duyulanlardan biri Lorenzo Quinn’dir. Usta heykeltıraşın eserleri onlarca ülkede sergilenmektedir. Kendisi de bir dünya vatandaşıdır. Öyle ki, İspanya’nın Barselona kentinde yaşayan sanatçı, Amerika’da Güzel Sanatlar Akademisi’nde okumuş ve mezun olmuştur. Eserleri hala dünyanın dört bir yanında sergilenmektedir.

Lorenzo Quinn Hayatı ve Eserleri

Heykeltıraş, kendi üslubuyla birçok projeye imza atmış ve büyük başarılar elde etmiştir. Daha sonra detaylarına değinilecek olsa da büyük ellerin tuttuğu araba veya dünya gibi objeleri kullanarak yaptığı heykeller en çok ilgi çeken eserleridir. Kendine aldığı ilk araba olan Fiat marka arabayı tutan devasa bir elle yaptığı eserde çocukların arabalarla oynamasını örnek almıştır. Bu eser en çok ilgi çeken eserlerinin başında gelmektedir.

Birçok sanatçının ilham aldığı objeler vardır. Bu objeleri hayatlarının merkezine koyup eserlerini bu objeler üzerinden şekillendirirler. Bu obje; duvarlar, gökyüzü veya beğendiği bir kadının yüzü olabilir. Ünlü heykeltıraş Quinn’in ilham aldığı ve kendince merkezleştirdiği obje de eller olmuştur. Birçok eserinde büyük veya küçük eller kullanmış ve bunu ön plana çıkarmıştır.

Şimdi sanatçının hayatına biraz değinelim. 7 Mayıs 1966’da Roma’da doğan Lorenzo Quinn, çocukluğunu ve yetişkinliğinin büyük bir kısmını İtalya ve Amerika’da geçirmiştir. Çocukluk dönemi parlak bir film çağına denk gelmiştir. Resim ve mimariye olan ilgisinin de etkisiyle geleceğini şekillendirecek fikir ve düşünceler daha bu dönemde belirmeye başladı.

Lorenzo Quinn Kimdir, Hayatı ve Eserleri

Çocukluğunun bir bölümü hariç hayatını şekillendiren asıl ülke olan Amerika’da üniversite eğitimi almıştır. Bu eğitim sürecinde ilgi alanlarını ve yeteneğini daha iyi keşfetmiştir. Böylelikle heykeltıraşlığa yönelmeye başlamıştır. İlklerin unutulamadığı gerçeği, sanatçımızda da geçerli olmuştur. Üniversite döneminde akademik amaçlı yapmaya başladığı bir heykel, oldukça büyük bir sanat eserine dönüşmüştür. Eseri bir gövde üzerine inşa edilmekteydi. Konusu ise Adem’in doğurduğu Havva idi. Sanatçı bu eserini asla unutmadı ve onu en çok etkileyen eseri bu oldu.

Lorenzo Quinn'in tanınmasında büyük rol oynayan en etkileyici eserlerinden birine geçmeden önce, sanatçı hakkında ufak bir bilgi vermekte ve sanatçımızın Michelangelo, Auguste Rodin ve Lorenzo Bernini hayranı olduğunu belirtmekte yarar var. Quinn'in ses getiren ilk eseri, 1989 yılında yaptığı ve az önce kendini de en çok etkileyen eseri olarak bahsettiğimiz Adam & Eve (Adem & Havva) heykeli olmuştur. Bu eserin detaylarına inmek gerekirse, Michelangelo‘nun Adem çiziminden ilham alınarak yapıldığı söylenmelidir. Heykelde Adem’in göğüs kısmındaki yarıktan çıkan bir Havva vardır. Heykel yalnızca üst gövdeyi içermektedir.

1988 yılında, sanatçı evlenmiş ve çocukları için daha uygun olacağını düşündüğü için New York’u terk etme kararı almıştır. Hayatının bundan sonraki kısmını İspanya’nın Barselona kentinde devam ettirmeye başlamıştır. Buraya taşınsa da , sanatçının eserler üretme ve çalışma azmi değişmemiştir. Barselona’da yaşadığı yere yakın bir yerde bulunan atölyesinde çalışmalarına devam eden Quinn, çalışmalarını şiirsel veya yazılı bir metne dayandırmak için büyük çaba göstermektedir. Çalışmaları haftalar ve aylar sürebilmektedir. Bu dönemde daha önce de kullanmaya özen gösterdiği el figürüne daha da ilgi göstermiştir. Ona göre el, insan vücudunun teknik olarak en zorlayıcı ve duygusal kısmıdır, çünkü her türlü amaca hizmet edebilir. El sevebilir, nefret edebilir, üretebilir ve yok edebilir. Uç duyguların her birine sahip olması nedeniyle de el, vücudun en zor parçasıdır.

Quinn, sanatını sunmak için her türlü zorluğa göğüs gerebilmektedir. Bronz ve alimünyum kullanarak uyguladığı çok eski bir teknik olan Kayıp Bal Mumu tekniğinde bir eserin açığa çıkması son derece zordur ve titiz bir çalışma gerektirir. Yani daha uygun bir tabirle sanatçının eserleri emekle işlenmektedir. Bu da eserin kalitesine kalite katmaktadır. Benzer çalışmaları Quinn’in de çok sevdiği Michelangelo ve Rodin gibi sanatçılar da kullanmıştır. 1994 yılında Vatikan için yaptığı eser, papanın da katıldığı bir törenle sergilenmeye başlamıştır. Encounters adlı heykeli Mayorka Modern Sanatlar Müzesi önünde, The Tree of Life -Hayat Ağacı adlı heykeli ise 2. Dünya Savaşı sırasında hayatını kaybedenlerin anısına Saint Martin Kilisesi’nde sergilenmektedir. En büyük heykeli ise Katar’ın başkenti olan Doha’da sergilenmektedir. Oldukça anlamlı olan bu heykelde dünya bir yetişkinin elindedir ve bir çocuğa sunulmaktadır. Bu eserden de anlaşılacağı üzere sanatçı, fikirlerini eserlerine yansıtma konusunda oldukça iyidir. Örneğin bu eserde geleceğin dünyasının biz yetişkinlerden zamanın çocuklarına geçeceğini ve onların önemini vurgulamaktadır.

Sanatçı 2009 yılında Thailand, Güney Amerika gibi birçok yerde meydana gelen doğal afetlere dikkat çekmek için eserler vermeye başlamıştır. Tabiat ana konulu eserlerinde, doğal afetlerin hepimize bir adım uzakta olabileceğini ve gerekli önlemleri almak gerektiğini yansıtmak istemiştir. Güncel olaylara tepki niteliğinde bıraktığı bu eserleri büyük kitlelerin sevgisini ve ilgisini toplamıştır.

Quinn, yalnızca güncele tepki veren ve idealleri olan bir sanatçı değildir. Yardımsever kişiliğiyle de birçok gence umut olabilmiş bir sanat ustasıdır. Sanatçı, Empowerment adlı serisinin satışında elde ettiği geliri, gençleri desteklemek ve maddi imkan sağlamak için kurulmuş olan The Duke of Edinburgh's International Award (Uluslararası Edinburgh Dükü Ödülleri) üzerinden bağışlamıştır. Böylelikle geleceğin dünyasında gençler için bir destek olabilmek istemiştir.

Sanatçı günümüzde de harika eserler bırakmaya devam etmektedir. Venedik Bienali’nde sergilediği Building Bridges (Köprüler Kurmak) adlı eseri eski heykelleri kadar ses getirmeyi başarmıştır. Bu eserde sanatın rengi, dini ve siyasetinin önemsiz olduğunu ve evrenselliğini savunan sanatçı, sanatın dünyadaki bir köprü gibi görev yapması gerektiğini vurgulamıştır. 6 elin birleştiği eserde sanatçı, yıllardır ona ilham kaynağı olan el objesini yine ustalıkla kullanmıştır. Sanatçı eserde, sınırların keskin şekilde çizildiği ve görüşlerin ciddiyetle savunulduğu kapalı görüşlü dünya düzenine karşılık sanat köprüsünü kurmak istemiştir. Bu eserini köprü ve kanalların çok yaygın olduğu su şehri Venedik’te sunması da etkileyiciliği arttıran unsurların başında gelmektedir.

Sanatçının gelecekteki eserleri de geçmiştekiler kadar etkileyici olacağı için Quinn’in eserleri birçok koleksiyoncu ve sanatsever tarafından merakla beklenmektedir.

Heykel Sanatı Nedir, Heykeltraş Kimdir? yazımız da ilginizi çekebilir.